“Bir soda, iki çay ne yapıyor?” dedim. “İyiler be amcası, büyüyorlar işte” dedi garson. Canımı ye garson.

20 Ağustos 2013 Salı

Kafalar Leyla.

Günde ortalama 3 defa cevapladığımız bir soru var.
Nasılsın?
Ve yine ortalama olarak 3 soruştan 2 sine,durumu tek cümleyle özetlemek zor olduğundan,yada üşendiğimizden öylesine cevaplar veriyoruz.
'Bu aralar ben böyleyim' kartı hazırladım kendime.yaklaşık 9-10 ayrı kareden oluşmuş bi kolaj.
'Aynı anda bisiklete binmek ve kitap okumak isteğim var mesela,sanırım biraz da uyumak.Fazla gramlar yüzünden içine giremediğim toz pembe bi elbisem var.Kafam balon olmuş uçmak isterken beni yere sabitleyen ağır ayaklarım.Çizmeden önce havada yakalamam gereken uçuşan kağıtlar varken,benim hamakta sallanmak isteğim var. Her pazartesi mutlaka taktığım deniz manzaralı bi gözlüğüm var,bu sıralar deniz biraz dalgalı.her neyse.Yağmurdan,dans ederek kaçma imkanı veren bir şarkı dinleme isteğim var.Bi kedim yok belki ama,olsa severdim düşüncem var.'
Kafalar leyla şarkısı: Mazhar Alanson-Hamak




15 Şubat 2013 Cuma

bir basamak,iki basamak,,

      Yaşamak merdiven çıkmak gibi.Çoğu vakit elektrikler kesilmiş yürüyen merdivende kocaman adımlar atıp söylenerek yukarı daha yukarı çıkmaya çalışmak gibi.
      Yağmurlu günlerde ıslanıp ağırlaşan paçaların birbirine değerken çıkardığı sesten rahatsız olup hızlı adımlar atmak gibi bazen.
      Ne bileyim,yaşamak bazen sonunu göremediğimiz bir merdiven gibi,tam bitirdik zannederken önümüze eklenen yeni bir basamak var gibi,sadece basamak çıkıyoruz,irdelemeye vakit bulamadan,durup düşünemeden,soluklanamadan çıkıyoruz ve yanımızda insanlar.Bizden farksız.Hepimiz aynıyız.Ne acı.
       Dünya kocaman bir merdiven,yukarı çıkarken bir diğerinin elinden tutmak yasakmış meğer,herkes tekmiş hep,yalnızmış.Bu basamaklar hep umut verici,hep zor,burda düşmek yasak bayım,,
     

5 Şubat 2013 Salı

bazen

Bazen neyi beklediğimi,nereden gelip nereye gitmek istediğimi unutuyorum.Bazen hayallerimi unutuyorum.
Yolumu kaybediyorum bazen.

Bazen çok güçlü gözükürken içimde fırtınalar kopuyor.

28 Ocak 2013 Pazartesi

28 0cak

bugün 28 ocak 2013.Profesyonel hayatımın ilk iş günü.İnsan bikaç gün içinde hayatından fazla memnun hale gelebiliyor.çok ilginç,,

21 Ocak 2013 Pazartesi

içsel dönüşüm,,

taksime ilk 5 yıl önce gitmiştim.peruk almak için.
evet peruk.-şimdilerde 3 tane var bende,biraz eskidiler,kötü kokuyorlar-
öyle ya,
üniversiteyi kazanırsın sonra rengi,modeli önemsiz
kendine yakıştırmadığın -yakışmaması gerektiği önemli!-bir peruk alırsın tarlabaşından.
satıcının -nasıl birşey olsun? sorusunu -farketmez diye yanıtlarsın.
verdiği torbayı buruşturup,çantana tıkarsın.
kötü bişey yapmış olduğun hissi tüm zerrelerini kaplar vücudunun.
bu saçmalığın bir parçası olduğun için 'yer yarılsa da...'dersin.
belki ağlarsın sonra biraz,
velhasıl taksim deyince sansasyonel meydan düzenlemesi,
kentsel yada içsel dönüşümü gelmiyor benim aklıma,
ne bileyim,bazı acılar hiç geçmiyor be paşam,,

12 Aralık 2012 Çarşamba

nutellanın dibini sen yedin dimi?

güzel gülüyorsun
tanışalım çok isterdim,

-ben pek gülemem mesela

puantiyeli herşeye bayılırım
nedense bil istedim,birer kahve içelim mi?

-sahi kahve sever misin?

ortadoğunun tozunu attıralım beraber
Casablanca'ya varmadan çölde sabahlayalım ne  dersin?

-pasaportun yeşil biliyorum

(Zagrep/Hırvatistan  22.07.2012)

9 Aralık 2012 Pazar

alıntı twit,,

-Onu görünce sanki içimde bişeyler yerine oturdu tık diye bi ses geldi derinlerden 
-Kedidir o 
ktp:şeker portakalı,,
-Sanırım 
-Devam o zaman ölüme daha yolumuz var,,

26 Kasım 2012 Pazartesi

Kılıçarslan Abi,,

Daha çok patriot, daha çok banka şubesi, daha çok cami... Her şey "daha çok" olurken ben neden kendimi "azalmış" gibi hissediyorum Abidin?

"yılın en uzun gecesi gibi bakınca bana / tüm uykulardan uyanıp namaza davranmak gibi oluyor dünya / dünya: ne ayıp şey"

21 Kasım 2012 Çarşamba

Neredeyse Eksiksiz,,

Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçük bir gül benim özlediğim,,
 
Yannis Ritsos

16 Kasım 2012 Cuma

yürüdüm,,

        dışarı çıktım ve eldivenle güneş gözlüğünü aynı anda kullanabildiğimiz bi gün ne kadar kötü olabilir ki dedim kendi kendime,kıştır ama yazdır hava,5 kilo mandalinayla piknik yapılabilecek potansiyeli olan bi gündür mesela,güzeldir,,
         istiklalden aşağı yürüdüm d&r a baktım şöyle bi plak satmaya başlamışlar görmemiştim daha önce.olmayan gramofonum için bi plak seçmek istedim karıştırdım biraz,Bob Marleyi buldum aralarından,gülümsedim,,
         yürüdüm,yüzbininci kez de olsa aynı hevesle,çiçek pasajının bi kaç fotoğrafını çektim,iyi pozlar verdi O da bugün hep  sağolsun.yürüdüm tekrar galatasaray lisesinin önünde eylem yoktu,bişeyler kahrolsun diyenler yoktu,şaşırdım,biraz aşağıda ilk ipek eşarbımı aldığım dükkanın vitrinine bakındım biraz,vitrinden yansıyan kendime baktım,,
          yürüdüm sessizce tramvay yolunu takip ettim,itaatkardım,yolundan sapmadım.ayrı zamanlarda 'ingilizce öğrenmek ister misiniz?' diye elinde broşürlerle yolumu kesen 3 kişiye nazikçe gülümsedim.
                        -sahi çok mu belli oluyor ingilizce bilmediğim? her neyse,,
          yürüdüm,kırmızı eldivenlerim vardı,kulaklığım ve spor ayakkabılarım mutluydum kısacası ,yürüdüm.darlaşan sokaklardan birini seçtim gündüz vaktiydi ama sakinlerdi,bi kaç tabela gördüm ilerideki birşeyleri işaret eden,takip ettim itaatkardım.galataya dadandım bi süre önünde fotoğraf çekinenleri izledim.arnavut kaldırımı taşlarına baktım,eğildim aralarındaki izmaritleri gördüm.galataya komşu apartmanlardan birinde oturduğumu hayal ettim.yüksek tavanli,döşemeleri gıcırdayan ve mümkünse ahşap giyotin pencereleri olan,penceresinin önünde mor bi menekşe bi kaç saksı fesleyen,içeride Marley çalan bi gramofon.
  -mutluluktan öleyazdım.her neyse,,
          yürüdüm,biraz ilerde sağda kimsenin bilmediğini düşündüğüm bi camii vardı biliyordum.sekiz rekatımı bıraktım içerde ve ayakkabılarımı bağladım,yürüdüm.buraya bi akşam mutlaka gelmeliyiz diyerek konak kafenin önünden geçtim
   -daha önce çok defa yaptım bunu evet.
          yürüdüm tophaneden tramvaya binmeden önce çay içtim 3 bardak.bi de simit susamları gülen,,


8 Kasım 2012 Perşembe

inandıramadım seni,belki de kendimi bile,,



“Hiçbir zaman inandıramadım seni kahramansız bir dünyaya neden inandığıma. Hiçbir zaman inandıramadım seni o kahramanları uyduran zavallı yazarların neden kahraman olmadıklarına. Hiçbir zaman inandıramadım seni o dergilerde resimleri çıkanların bizden başka bir soydan olduğuna. Hiçbir zaman inandıramadım seni sıradan bir hayata razı olman gerektiğine. Hiçbir zaman inandıramadım seni, o sıradan hayatta benim de olmam gerektiğine.” Orhan Pamuk, Kara Kitap, 1990

17 Eylül 2012 Pazartesi

tanrım mola!

pahalı kan diye sürebilir şiir, ama sürmeyecek 
kimse masadan kalkmasın anlaşmada hesap ortak yazılı 
boş bir ayakkabı ile dolu bir ayakkabı arasındaki fark kadardır bazen insan 
çünkü herkes ucuz mazot ve ucuz ayakkabı almak ister 
neden-sonuç arasındaki kanlı ilişki ve sokaklardaki toplu striptiz 
striptizden kastım imgesel bir şey; kocasına çorap seçen bir kadınınki 
halkın yüzde yetmişbeşle desteklediği; katliamlar da özelleştirilsin 
kandiller tebrik edilsin ve herkes otururken karnını içine çeksin 
şimdi burada bebeğim, aşkım, birtanem: hatta hepsinden iki kere 
canlı müzik eşliğinde söylediğimi farzet etkileyici olsun diye 
böyle durumlarda işiniz bitince müzisyeni öldürebilirsiniz 
sonra her şeyi unuturuz: yüzseksenbin cigabaytlık unuturuz 
normal koleksiyonuna iki, memnuniyet koleksiyonuna bir parça daha ekleriz 
hiçbirşey olmamış gibi bir mısrayla devam ederek: 
bensizim, bütün mazeretlerini anlıyorum seni yalnız… 
ucuz mazot dizel araba diye sürebilir şiir ama sürmeyecek 
hiçbir şey olmamış gibi sürdüremem bu sıkıcı ironiyi 
hatır hatalarını ve a’dan z’ye bir dizi oluşturanları 
diziyi bozan, ilk fırsatta unutulacaklar listesine eklenenleri 
bunlar üzgün birinin cümlelerine benzemiyorsa üzgünüm 
ama boş çocuk terliklerine… ama tanrım! 
1.09.2005 tarihli hürriyet’te fotoğrafları vardı: 953 ölü 
hürriyet okuduğum için özür dilerim 
hesap ekstremdeki artı ve arabamın full deposu için özür dilerim 
beni seversin. varsa bir hakkım onu kullanıyorum. 
tanrım mola!

Osman Konuk

Ucuz Mazot 

'çay erdal bakkal'da içilir',,

‘ve oturdu mu bir masaya
…hakkını verir çay içmenin..’
  | Cahit Zarifoğlu 


‘iki çay söylemiştik orda biri açık
keşke yalnız bunun için sevseydim seni..’
| Cemal Süreya 


‘ama bu kente gelirsen unutma beni ara,
sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım..’
| Osman Konuk 


‘hadi iç de çay koyayım..’
| Âh Muhsin Ünlü 


‘seni çay içerken izlemek,
seni çay doldururken,
seni demlerken çayı,
kimseler inanmasa da düpedüz sevap..’
| Alper Gencer  


‘çay henüz her şey bitmedi demektir..’
| Cezmi Ersöz 


‘çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle..’
| Turgut Uyar 


‘her gülümseyişin de tüm ülkeye çay ısmarlayayım,
seninleyken bir yudum çay zenginleştirilmiş uranyum gibi enerji veriyor bana..’
| Murat Menteş 


‘bütün gün kahvede oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye çay söyledim kahveden..’
| İbrahim Tenekeci 

‘aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
küfürler saçıp etrafa,belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
yokluğuna alışmamalıyım..’
| Tarık Tufan 


‘bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mı?
görülmediği gibi
ama var mıydı sanki görülmek isteyen
var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden..’
| Edip Cansever
 
 

‘çay içiyoruz
mutlu bir sessizlik içinde..’
| Cevat Çapan 


‘yazsam okusam, okusam yazsam
biri devamlı çay verse bana..’
| Ömer Lütfi Mete

 
 
Çay ayrılıkların merhemi gibidir.
  | Yetmis2

12 Eylül 2012 Çarşamba

sorgula!

mezun olduğumu bildiğim halde bu sayfa açılana kadar kalbim yerinden çıkacak gibi oldu,çok garip pek fena dostlar.),,

3 Mİ IDIOTS?

 İsmini duydum epey bir süre önce sonra baktım kapagını gördüm,Imdbsini okudum biraz,bir ara izlerim deyip kapattım.Bi kaç yıl geçti .Evde sıkıntıdan patlanılan günlerde beynimi şöyle bir çalkalayıp aklım kıyında  köşesinde kalan filmleri ön loba topladım.İçlerinden '3 idiots' galip geldi aldım izledim.
        Bu budala 3 serseri yüzünden salya sümük ağladım!
        Artık en sevdiğim filmler listesinin üst sıralarındalar.
 'Bu aralar izlemediğim bi film arıyorum,ilgilenenlere duyurulur' diyorsanız buyrun burdan yakın!,,
       

8 Eylül 2012 Cumartesi

'benim olsunlar' dedim ya la!,,

kolay kolay kıskanmam!

sınavda çıkmayacak sorular,,

teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlar
çeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarını
ortadoğu’yu ihtiyaç halinde seviyorlar, gökdelenleri her haliyle
eve geç gelmeyi borsaya bağlıyorlar, geriye kalanları astrolojiye
“konuşan tartı”lardan korkmuyorlar bir de, 
-ben bazen korkuyorum-

artis diyorlar erken ölenlere bir akşamüstü her yer kalabalık
her yer kalabalık, üzgünüz yeteri kadar ve rimbaud mahkemelerde sanık
sırayla ölüyor kumbarası kırılmış çocuklar, tez konusu bile değiller
içinde ortadoğu geçmeyince şiir de olmuyor, bir şeyler kahrolsun!
-işgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler!

stratejik bir aşk yaşıyorum devlet görmesin, keşişleri hemen soboleyin
bu saklambaç bizden uzak, kavimler göçü konumuz değil, seni seviyorum!
ideolojiler söylüyorum dünya kurtarmak isteyenlere ve çok rüya görüyorum
insanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok
ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime
beni hep yanlış öldürüyorlar anne diyesim geliyor
sonra cihad geliyor aklıma, cihad’ı çok seviyorum
-ama bunları coğrafi keşiflerle açıklayamam-

çocuğu okula yazdırıyorlar, merkez sağ’ı ve dedikoduyu çok seviyorlar
üniter yapı diyorlar, uluslararası toplum, en az iki yabancı dil
minareler gölde ediyor, başka ihsan da istiyorlar
akşam ezanında eve giriyoruz, üzgünüz yani gereği kadar
demokraside ısrar ediyorlar bir de, ben rahatça ölsek diyorum.

yemeklerden sonra pişman oluyorlar, kravat takıyorlar, az seviyorlar
aşık olamıyorlar, çok şişmanlıyorlar ve hiç gülmüyorlar
-manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar-
elmalar deyince aklıma annem geliyor ve taksitli sancılar
bir yanağın elma oluşunu,
devrik cümlelerle düşünüyorum…

-sigortalı bir işe girmeden âşık olunmuyor-


Güven Adıgüzel 
İtibar dergisi  10. sayı -alıntı-

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Amsterdam,amsterdam,,


        Kaybolan blogumu bulduğuma göre başlayabilirim;anlatacak çok şeyim var elbette,küçüklüğümden beri çok okurum,ama çok gezen daha çok bilir her türlü iddasına girerim.)
       Seyahatimin baştacı yaptığım mutlaka tekrar gelmeliyim dediğim Amsterdam'ı anlatmak istedim öncelikle.Hollandayı hepimiz inekleri ve sokaklarında eşsiz görsel sunan laleleri ile biliyoruz kulaktan dolma.Bahsedilen laleleri çok fazla göremedim ben ama inekler için aynı seyi söyleyemiyecegim tabiki.) maşallh heryerdeler,,
       Nese efenim Amsterdam bildiğiniz üzere HoLlanda'nın başkenti orta avrupa haritasında oldukça kuzeyde kalan bu şehir,ayagımızda sandaletlerle buz gibi havasıyla karşıladı bizi,soğuya dayanamayıp alıp apar topar üzrimize giydiğimiz saçma sapan 'I love Amsterdam'yazılı polarların resimlerimize olan görsel katkısını da es geçmemek lazım tabi ki.
kanal turundan kıyı görüntüsü,,
        Amsterdam'ın diğer bir adı da 'Dünyanın gay başkenti' yada 'özgürlükler şehri' olarak da anılmakta.Eşcinsel evliliklerin,esrar kullanımının vs.bunun gibi bir sürü durumun yasal oldugu bir şehir burası.Bunları duyup sokaklarda tedirgin olmadan yürümek ilk etapta imkansız gibi gelse de,durum kesinlikle böyle değil aksine bu tür özgürlüklerin verilmesi şehirde olan suç oranlarını oldukça düşürmüş(bknz.kısıtlama ters etki yapar).Üstelik bu özgürlükler öyle bir boyuttaki birbiri ile evlenmiş iki gayin birlikte yaşadıgı evlerin camlarında gökkuşagı bayrağı asılı,bayragı görenler anlıyorlar ki bu ev de onlar yaşıyor,yıllarca karşılaştıkları ötekileştirmenin özgürce dışavurumu desem bu durum için sanırım haksız sayılmam.Ara sokalarda yürüdükçe garipseyeceğiniz garipsedikçe alışacagınız manzaraları görmek fazlaca mümkün.Esrar cafeler mesela,önlerinden geçerken kokuyu alabiliyorsunuz insanlar içeride esrar alıyor ve bu yasal,bu ve bunun gibi buraya yazamacagım bir sürü şey,,
mimarlar yapılara aşık olurlar,,
         Herneyse birazda bu şehri fiziksel olarak tanımlamak gerekirse,çoğu avrupa şehrinin şanslı talihi gibi Amsterdam da nehirlerle çevrili bi şehir,hatta çevrili demek az neredeyse örülü.Kentin ana dokusunu oluşturan kanal sosyal ve turistlik açıdan şehre çokca katkı sağlamakta.Amsterdam'a gelip yapmadan dönmeyin dediğim iki şey var benim;1)kanal turu 2)bisiklet turu biz ikisini de yaptık ( iyi ki yaptık iyi de oldu çok da güzel oldu:) kanal turu yaklaşık 1 saat sürmekte ve şehrin kendine has yıllarca korunmuş eşsiz mimarisine tanıklık etmenizi sağlıyor.Yeşil dokunun kente eşit dağlımı muhteşem.Bisiklet mevzuna gelince,kentte araç trafiğine denklikte bir bisiklet trafiği var neredeyse,her yanan ışıkta 40-50 bisikletin karşıdan karşya geçmesi ve senin bu kalabalığın içinde olman eşsiz bi deneyim.Bisikletli bi kişi kanunen tüm araçlardan üstün,her ne kadar arabasına bindiğimiz taksici bu durumdan yakında da,sanırım kurallar haksız sayılmaz.Takım elbisesini giymiş yakışıklı bi adamın yada mini eteğiyle güzel bir hanımefendinin bisiklete bindiğini görmek mümkün bu şehirde.
       Yukarıda gitmek zorunda oldugum için acele ile çektiğim bir video var,şehrin heryerinde bu manzarayı görmek mümkün,hareketli her an canlı ve mutlu bir şehir Amsterdam.
       Gittiğim şehirlerin yemek kültürlerinden de bahsatmek isterdim elbette fakat ama baştan söyleyeyim yeni tatlara açık bi insan değilim,bi vedat milor değilim ve sırf bu sebebten kendimi zorlayıp günde iki defa mc donals menü yiyebilirim üzgünüm:),,
         Bir sonraki niyetim Hırvatistan -Dubrovnik'ten bahsetmek,,

AB ve biz yanyana mesela?,,

yaklaşık 10-11 tane AB ülkesi görme fırsatım oldu,gecen ayki kısa tatilimde haliyle karşılaştırma fırsatımda.AB olayının ülekenin fiziksel şartlarından öte,toplumsal bilinçle çokca alakalı oldugunu düşünenlerdenim bende.Öle çok afilli sözlere gerek yok kısaca anlatılacak ufak gözlemler durumu açıklamakta melesa;
Münih'teyiz saat öğlen vakti 12.00-13.00 civari trafik sıkışık fazlaca, hani arabaların milim ilerlemediği cinsten,ama sağ taraftaki emniyet şeridi yine de boş,,

24 Haziran 2012 Pazar

San Fransisco daki polis memuru john marshall dedi ki 'nabersin',,

son yıllarda,hatta son 22 yıldır izlemeyi becerdiğim en kral filmlerden,,'my name is Khan' hakkında çok konuşulup,çok yazılabilecek ama her ikisininde hakkı verilemeyecek olan ' izlemeden olmaz' denilen filmlerden.2010 Hollanda yapımı bir 'kahan johar' filmi,,
Irkçılık,etnik köken,din vs konularda sağa sola fırlattığımız futürsuz kelimelerin,derlenip toplanıp önünüze sunulmasıdır aslında,burdan film anlatmam izleyin ama sizde anlatmayın tavsiye edin.),filmin özet karesidir bu kare;
(bigün hindistandan ayaklarımı okyanusa sokarsam eğer die,,)