“Bir soda, iki çay ne yapıyor?” dedim. “İyiler be amcası, büyüyorlar işte” dedi garson. Canımı ye garson.

6 Ocak 2012 Cuma

uzun geceler,,behzat Ç.

http://fizy.com/#s/1ahs2l Hani bi şarkının yalnızca 2 kelimesini duyarsın bi yerlerde kazara,birazda melodisini anımsarsın aslında,hani tekrar duysan kesin hatırlayacağın cinsten.ama kimseye de sormazsın 'o şarkı' neydi diye?kendin bulmak istersin,gurur yaparsın.) saatlerini google da harcarsın.kan ter içinde kalırsın,abak sabuk bi sürü şarkıyı orta yerine kadar dinlemek zorunda kalırsın acaba 'bu mu diye'.linkler seni saçma sapan forumlara götürür,herkes başka bir şarkıdan yakınır'yıllardır arıyorum ama bulamıyorum' şeklinde.işte tüm bunlar bir bir yaşandı bu gece.ama 'süper mario oynarken çıldıran kız' videosundaki eleman gibi çığlık atmak istiyorum;'buldummmm':)İyi geceler olsun efenim,,

2 Ocak 2012 Pazartesi

ezginin günlüğü,martı,,



://fizy.com/#s/1aj9op ..bırak uyusun şu deniz kanatlarımın altında,gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında ,hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda,ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna,,















Sınavlar yaklaştı,toparlanma,silkelenme,çabalama,çırpınma,garip telaşlara,gereksiz streslere kapılma,her kelimenin arasına virgül koyarak düşünme zamanı,dağınık aklını toplama,unutma,unutmak için komik durumlara düşme,ders çalışman gerekirken blog yazmaktan vazgeçme vakti,budur.)ben şimdi böyle konuşuorm ama konu yine 'okul bitio son 6 ay;napıcam' temalı kaçınılmaz cümlere varacak hissedebiliorm.Cuma günü istanbulda osmanlı mimarisi için yaptığımız ödev gezisini anlatma yolunu seçerek konudan uzaklaşmayı tercih ediorum.8 de çıktık izmitten yola pardon 9 'da.1 dk ile vapur kaçırmayı ve kabataş yerine beşiktaş vapuruna binme gibi aksilikler! le beraber 12 de taksimdeydik.Ispanaklı böreklerimiz eşliğinde 'marmara otel'den aşağı salınıp 2 yapıyı fotoğraflamakla başladık işe.elimizde olan eski kapı numaraları değişen sokak isimleri işimizi epey zora soktu.Sıra selviler'den cihangire doğru fotoğraf çekerek devam ettik.Ermeni okulu gibi dar uzun bi sokağı cephe olarak kaplayan bi yapıyı bu sokakta 27 mmlik lensle aynı kareye almak elbetteki imkansızdı,yapının fotoğrfını yaklaşık 8 karede albildik,dersten önce puzzle niyetine photoshop da birleştirmeyi umuyoruz.istiklali, karış karış tardıktan sonra TRT binasından ana caddeye çıktık,binanın cephesindeki devasa 'leyla ile mecnun posteri'gözlerimi yaşarttı.Erdal bakkalla aynı karede verdiğim pozlar,tarlabaşına yürümemiz için gerekli enerjiyi fazlası ile verdi bana.Tarlabaşı maceramızı kısa geçicem.biz ve travestliler.nokta!.Sonraki durak kasımpaşa idi RTE stadyumundan aşağı salındık ve Kasımpaşa meydan da Turşucu Bayram sokağı aramaya başladık,bulamadık.)Hava kararmasa daha çok arardık ama çekilmesi gereken onlarca yapı bizi beklerken acele etmek gerekiodu.şimdi şimdi idrak edebilyorum yalnızca! yorulduğumuz için bindiğimiz taksi bizi ölümden kurtarmış olabilir.'Hacı Hüsrev'de fotğrflanmsı gereken 2 yapı için düştük yola.taksici amcanın'oralar pek tekin yerler değildir' ihtarına içimizden'en fazla ne olabilir ki' şeklinde tepkiler verdiğimize eminim.Sakız ağacı sokağı aramaya başladık elimizde 'city map'ler:) yol sormak için konuştuğumuz insanları tariflemem imkansız daha önce hiç böle bi durumla karşılaşmamıştım.kovaman makina ile bizi görenler eminim eroin müterisi ile bakmışlardır bize.az ilerde sokakta döner bıçağı ile misket elma soyan amcaya yol soran taksici eminim korkudan...Her neyse içimden 'acilen kentsel dönüşüm yapılmalı' diye diye ilerledik taksi ile sokaklarda,bizi gören polis arabasındaki memur taksiciye'çocukları sakın indirme burda,götür hemen' dedikten sonra bizde ampüller yandı;sonra ışıklı bi yoldan içeri girdik.....
Çiziyorum;çizgi karakteri olarak değil ama fikri olarak eleştiri alınca bozuluyorum neden?
NOEL BABA NE KADAR CÖMERTSİN?
Vakit 2011’i kovalayıp 2012’ye kucak açmak vakti.Geri sayımlar başladı çoraplarımızı şöminelerimize asmak için,heyecanlıyız! Yıl ‘tamamı’ ve ‘yılbaşı’ şeklinde ikiye ayrılır bizim için;arz ettiği önem bakımından yılbaşı 1-0 öndedir hatta.Nedendir bilinmez bu süreçte pek mühimdir kırmızı olan herşey,şapkalar,süsler,hediyeler,çamlar,ağaçlar,noeller,babalar,geyikler,nimet ablalar,piyangolar,çekilişler,hindiler,özenmeler,imrenmeler,benzemek isteyişler,benzemeler, aslında farkında olmadan kaybetmeler,vazgeçmeler,yitirmeler…
Farketmeden benimsediklerimizden başlamak isterim aslında ;mübarek görünümlü ak sakallı ‘noel baba’ mesela;karikatürist Thomast Nast’ın Anadolu da yaşadığı söylenen Aziz Nikola ile Velt Tanrısı’nın tiplemelerini birleştirmesi ile ortaya çıkmıştır kendileri.İlkokul çağındaki her çocuğumuzun dedesi kadar sevdiği,kafasını her çevirdiği yerde onun oyuncakları ile karşılaştığı,onun resimleri ile dolu odalar hayal ettiği ‘kırmızı şapkalı baba’ hristiyan dünyası için gerekli,önemli ve etkili bir semboldür.
Meselenin beslendiği kaynağa daha detaylı bakacak olursak;320 yılında Cermen kültüründe yılbaşlarında hediyeler verilmesi,İskandinav mitolojisindeki Tanrı Odin’e dayanır.Odin’in uçan atı Sleipnir için çocuklar patiklerinin içine havuç ve şekerleme koyup duvara yada kapıya asarlar,Tanrı Odin de bunların karşılığında çocuklara hediyeler,tatlılar,şekerlemeler verir.Mevzu böyle başlamıştır yani yüzyıllar öncesinin mitolojik unsurları nasılda gelmiş yerleşmiş hayatımızın ortasına,kendisini nasılda bir anda dönüm noktası yapıvermiş bizim için yada zorla önemli hale getirilmiş;nüfusunun %2’si hristiyan olan Irak hükümetinin ilk resmi tatili Amerikan işgalinden sonra ‘noel’olarak gerçekleştirilmiştir.İlk resmi tatillerine bu şekilde kavuşan Irak halkı ‘noel’ kavramını öğrenmiştir mesela istemsiz olarak.Bu kadarını Tanrı Odin bile tahmin etmezdi diye düşünmekteyim.
Meselenin diğer bir ayağı da fazlaca içler acısı şöyle ki;Noelin,yılbaşının,noel babanın edindiği misyon;toplum tüketimini pompalayan bir araç haline gelmiştir artık,tüketimle kol kola girmiş dolaşan bu unsurlar çoktan bizi de halaya katmış durumdalar.Tamda istenilen budur aslında; ‘geyikli arabasına binmiş,hediyeler saçarak dolaşan cömert noel baba’batı kültürünün doğuyu istila etmede kullandığı en güçlü sembollerden biri haline gelmeyi başarmıştır.Yapılan açıkca kültür emperyalizmidir evet,sömürülen,hükmedilmeye çalışılan yada asimile edilen( adına her ne derseniz)kültürlerdir,geçmişten geleceğe taşınmak,muhafaza edilmek istenenlerdir,hiçbir şekilde ve hiçbir durumda sahip olunmamış kültürel unsurları süslü püslü hediye paketleri içinde insanlara sunmaktır yapılmak istenen.Kabaca ‘eskiden noel baba mı vardı?’ dır demek istediğim.
Benim karşı durmaya çalıştığım mesele;hristiyanlık için önemli olan bir figürün,müslümanlar için de önemli hale getirilmiş olmasıdır. Avrupalılar,hristiyanlığın peygamberi Hz.İsa’nın doğumunu,bayram olarak,doğumundan 4 asır sonra kutlamaya başlamışlardır ve bu ocak ayının 1.gününe denk gelmektedir,yani aslında teoride kutlanan yeni bir yılın başlaması değil Hz.İsa’nın doğumudur,fakat pratik de ‘noel’ dağılmış ve dinlerinden kopmuş hristiyanları heyecanlandırmak için yaygınlaştırılmıştır.İkinci bir mesele de yeni yıl yaklaşırken evlerimizin en güzel köşesine yerleştiriverdiğimiz çam ağaçları,maalesef ki bu noktadaki hassasiyetimi ‘doğaya zarar vermek’ başlığı altında aktaramayacağım(kesinlikle bu mevzu da çok mühimdir)endişelendiğim kısım çam ağaçlarını arkasında saklanmış,baş tacımız olmayı başarmanın verdiği gururla bizi seyredenlerdir. Hristiyanların Noel için kesip süsledikleri çama ilk olarak 1605 yılında Almanya'da ilgi gösterilmeye başlanmıştır. Daha sonra XlX yüzyıl ortalarında Helene de Mecklembung tarafından Fransa'ya taşınmıştır.Ermeni mitolojisinde yeni yıl tanrısının adı Amanor'dur Paganlık çağında avlanan hayvanlar Amanor onuruna çam ağaçlarına asılırmış Noel gününde çam ağaçlarına çeşitli şeyler asılarak yapılan tören, Hristiyanlığa bu pagan geleneğinden geçmiştir.Tüm bunlardan temelli baş gösteren ‘çam ağacı sektörü’ yada’özel gün sektörü’ yada ‘oyuncak sektörü’ ne derseniz,bu durumdan fazlaca nemalanmaktadır ve bu çizilen tablo kapitalizmin zafer yüklü yüz ifadesinin fotağrafı olarak karşımızı çıkmaktadır.
Durum böyle abartığımı düşünenler elbette ki olacaktır,doğaldır da belki,ancak taviz diye bakmadığımız her durum diğer bir tavizi,farketmeden bir vazgeçişi, peşinden sürükleyecektir.Farkındalık oluşturmak herhangi bir durumda atılan en önemli adımdır diye düşünmekteyim.Yorumsuz bir bitiş gerekirse eğer:‘Her kim bir millete benzemeye çalışırsa o da onlardandır’Hadis-i Şerif.

11 Kasım 2011 Cuma

istanbul tipografi,,






istanbul istanbul baksın yine gözler,,

23 Ağustos 2011 Salı

tedirgin bir ruhum var benim..

yaptığım,yapacağım yada aslında hiç oralı olmayacağım şeyleri bile binlerce kez elekten geçirmek yaşlandıo beni.evt evt kesinlikle bu böle derinden hissedebiliorm bnu.nedenlerle, ama nielerin kolkola gezindiği bi beynim var çünkü,önünün sağlam olduğuna gerekenden daha fazla inanmadan adım atmayan ayaklarım,hoşlanmadığı hayat sahnelerinde hiç düşünmeden kapanan gözlerim,gözlerine itaatkar kulaklarım,bencil oluo olmaktan tedirgin bi ruhum var benim ve üstelik titreyen ellerim ...