“Bir soda, iki çay ne yapıyor?” dedim. “İyiler be amcası, büyüyorlar işte” dedi garson. Canımı ye garson.

18 Mayıs 2012 Cuma

Senfoni

Önce sesin gelir aklıma 

yalnız kaldıkça hep seni düşünürüm 

Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli 

Sonra cumartesi günleri gelir 
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.


Kırk kere söyledim bir daha söylerim
Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.


İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.


Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.


Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum...
Turgut UYAR,,

,,

insan en çok kendisine bağlı olanı üzer.üzülür ama bağlıdır bi kere.gidemez,,

17 Mayıs 2012 Perşembe

tavuklar tefekkür sebebidir,,

tavuklarımız var bizim artık,bahçemize bambaşka bi hava katmışlar gelir gelmez sezdim,12 taneler.) fabrikasyonlar elbette ilk geldiklerinde fazla yadırgamışlar yerlerini çıkmamışlar hiç,babamın onlara yaptığı muhteşem kümeslerinden günlerce.) zaman geçmiş biraz üzerinden,yumurtalarını alıyoruz şimdi her sabah,hayattan bir kesit gibiler,sabah ötüp bizi uyandırıyorlar, kapıları açılınca çıkıyorlar,sularını içip,yemlerini yiyolrar,güneş çıkınca gizlenecek bi gölge arıyorlar,yağmurdan kaçıyorlar,bahçe kapısından gelen olduğunda tek sıra kenara dizilip geleni karşılıyorlar.),biz onlara yem veriyorz onlar bize yumurta,biz hiç bir şey yapmadan akşam saat yedibuçuk-sekiz dedimi teker teker kümeslerine dönüyorlar,farketmesek de bütün gün karşılarında oturup her cümlemiz 'Allah ne güzel yaratmış'a çıkıyor,isteyene Rabb'i anlamak ne kolay,onu bulmak,yarattıklarına bakıp varlığını kabullenmek,O'na hayran olmak ne kolay,isteyene tavuklar bile tefekkür sebebi,bu ne güzel nimet,,

26 Nisan 2012 Perşembe

vazgeçmişsindir tesadüflere inanmaktan,,

Bazı zamanlar vardır,adını koyamadım şuan,yaşın kaç olursa olsun,toplum denen şeyde yerin,yada görevlerin,sorumlulukların,hayata bakış açın,bazenleri bakamayışın,başka insanlara atmaların tutmaların ne olursa olsun sıfırlanırsın ,,

Sıfırlanırsın evet,'rastlamaktır' çoğu zaman suçlu olan kelime,toz pembe en saçma tonlarını da alır koşarak gelip oturur yanı başına,durumun bu olduğunu,komik olduğunu,saçma olduğunu,geçicek olduğunu,geçmesi gereken olduğunu bildiğin halde saçma gülümsemeler,O'nlu cümleler fırlatırsın etrafa bi süre,tanımazsın bazen,aşina olmadığın halde yaşarsın tüm bunları,durumu kafanda çoğaltırsın,abartırsın,kabartırsın,,

Uyumazsın,yemezsin,içmezsin,oturmazsın,kalkmazsın,gülmezsin,ağlamazsın,rezil olursun,rezil edersin,bolca 'keşke' dersin,,

Ama sonra geçer,'kendime saygım' var 'ben bu değilim','benim meselem bu değil' dersin dua edersin çokca, mutlaka geçer,,

Modern dünya kendi eliyle kazdığı bu çukurdan yine kendi eliyle çıkarır seni ' realite' bi gün o soğuk suyu mutlaka çarpar yüzüne,doğrusu da budur elbette,,

(akıllanmışsındır artık,vazgeçmişsindir tesadüflere inanmaktan,sonra böyle üstü kapalı cümleleri acemice tuttursun birbirine,dağılmasınlar istersin,,)

2 Nisan 2012 Pazartesi

ben mesela uçarım mesela






çok acayip bi gündü bugün kısaca özetleyeyim; sabah derse uyanıp gitme zahmetini göstermedim tabiki,,


sora yürüttüğümüz öğrenci atölyesi için fotoğraf çekmek üzere düştük yollara.tansaştan yürütülmüş bi market arabası üzerinde tripot ve her ihtimale karşı konumlanmış bi şemsiye(zihni sinir'e rakip düzeyde arkadaşlarım ve icatları var.),yürünülen mesefa yaklaşık 7 km ve biz,,


izmit artık yaşanılacak yer değil bizim için bu 4 yıllık süreçte o kadar rezil rüsva olduk ki kamuya anlatamam.elinde kendinin 3 katı kartonla rüzgara karşı yürümeye çalışan kız modeli bu kez de yerini arkadaşları ile kendini engelli bi vatandaş yerine koyan mimarlık öğrencilerine bırakmıştı.


nese efenim engelli olarak yürümenin ne demek olduğu düşüncesi zihnimize kazına kazına stop motion için yaklaşık 6 bin fotoğraf karesini tamamladık.dinlenmemiz sırasında yanımıza gelen anketörün'en çok hangi marketi kullanıosunuz' sorusunu 5 kişi büyük bi kararlılıkla 'bim' şeklinde cevapladıktan sonra,,


zıpladık,uçma taklidi yaptık,market arabamızla uçurtma tepesine tırmandık,,


günün ikinci evresinde kareoke yapıp kendinden ve sesinden nefret etmeler o piskoloji ile doğum günü merasimi için balon şişirmeler,hediye bisiklete balon bağlamak va zorlukları,okulun bahçesinde balonlu bisiklete binmek,,


sonrada yok efendim benim havaalanımı kim çizcek.)


kendime not:büyümek istemeyişini bu kadar belli etme vallahi kötü duruo,,

28 Mart 2012 Çarşamba

bi konuda anlaşalım;ortaçağdan gelmedim,bilge de değilim üstelik :),,

öle çok laf cambazlığı yapmıcam bu akşam.yarın bitirme projemin ilk jürisi var ve ben vakit nasıl bu kadar koşturuyor hiç anlamadım hem de hiç tökezlemeden,ayağı takılmadan.okulda ilk bitirme jürisini izlemek için gidişim var gözümün önünde yıl 2008 ben 1.sınıf.'adamlar bitirio ya' ve türevleri seslerimi de alıp kendime izlemeye başlamıştım jüriyi.öğrenciyi soru yağmurlarına tutan hocalardan gelen,'bu projeden sonra mimar olacaksın,piyasaya çıkacaksın' formatında bakışlar havada uçuşmaktaydı.ne yalan sölim sunum yapan vatandaşlar birer ortaçağ bilgesi! gibi gözükmüşlerdi gözüme.yarın birileri de bana bakıp öyle sanmasınlar diye söylüyorum yalan abi bilgelik,donanımlılık,4.sınıflık hikaye.çok konuşup,araya bi kaç afilli söz fırlatıp durumu kotarıyoruz hepsi bu.esen kalınız,,

19 Mart 2012 Pazartesi

Tenekeci için gelsin:'ellerine sağlık Tanrım güneş çok güzel olmuş',,

güneşi görünce,kitabını alıp sahile göz koyanlardanım ben de,karadeniz de büyüdük biz,o kadar olsun,,

İbrahim Tenekeciyi gördüm rafta,okumayı planladığım kitabı bi kenara bırakıp,dokundum 'Tüfeksiz Hareketler'in sayfalarına.Tenekeci deyince akan sular duru bende,anımsadım 'bir iki deneme' şiirinden bi kaç cümlesini :

'güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem: eline sağlık Tanrım leyla çok güzel olmuş, Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş ,keşke biraz ölmesem.'

kaptım kitabı,demli bi çay istedim önce,gayri ihtiyari kitabın başına 'Ne çok acı var' C. Zarifoğlu yazıp başladım okumaya.

soluksuzdum 42. sayfaya geldiğimde,çayım soğmuştu.

şöle dedi kitabın bi yerinde:'türk şirinde çağ açıp çağ kapatan Orhan Veli,o günkü şiirlerini bugün yazmış olsa,herhalde çoğunu dergilerde yayınlatamazdı.'

güneşli hava sahilde kitap okuduğun birinci saatin sonunda,insanı üşütecek kadar aldatıcıydı.

yanımdan geçen insanların 'kitap okuyan insan' a verdikleri tepkilerle sarfettikleri 'millet okuyo ya' şeklindeki nidalara bahşettiğim gizli gülümseyişimi alıp götüren,güneşin sarısına saklanmış zalım rüzgar pes ettirdi beni okumaktan ,uğultular girdi Tenekecinin harfleri arasına,,