3 bölüm Chuck izleyip uyudum dün gece, rüyamda;beynimde bilgisayar vardı en şifrelisinden,dokunduğu insanın yalan sölyeyip söylemediğini anlayan ellerim vardı bide.Engeregi buluodum sonra,kırmızı kablo yeşil kablo muhabbetleri her zaman ki cinsten.)
Diziyi izlemeden önce bi şiir kaydı dinledim,geçen sene tutulmuş kayıt,birisi sevdiği bir diğeri için hüzünlü,duygulu ,anlamlı,yorgun,çaresiz ama farkettirmeden umutlu cümleler kurmuştu.
'Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm'
.....
Demişti okuyan ses,fondaki müziğe kaptırarak kendini,
Soyadındaki bir diğerinin aynısı olan harfini,bir iddaa uğruna kaybetmiş kadar biçare,
Dünyanın en saçma şeyidir,başkası için okunmuş bir şiiri sahiplenmek,
Doğru ya şiir bitmeye yakın şöyle diyordu:'Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor',,,
“Bir soda, iki çay ne yapıyor?” dedim. “İyiler be amcası, büyüyorlar işte” dedi garson. Canımı ye garson.
7 Şubat 2012 Salı
30 Ocak 2012 Pazartesi
Modernleşme Sürecinde Osmanlı’da Mimarlık Örgütlenmesi ve Sorunları
Osmanlı devleti uzun yıllar toplumsal yapısı itibari ile,sayıca fazla ve birbirinden farklı coğrafyaları,toplulukları,etnik kökenleri ve yaşayışları bünyesinde barındırmıştır.Bu farklılığın her alana olduğu gibi,mimarlık alanına da etkileri elbette ki kaçılmaz olmuştur.
Öncelikle Osmanlı’daki mimarlık örgütlenmesinin ve mimari terimlerin bugün kullanılanlar ile farklı anlamlara geldiğini vurgulamak gerekmektedir.O dönemde ‘mimar’ diye nitelendirilen kişilerin saray içindeki konumları ile dışarıdaki konumları oldukça faklı olmuştur.Saray içinde padişahın insiyatifine bağlı olarak hareket eden,mimarlar o dönemde padişah ve çevresinin istekleri doğrultusunda işini yapan kişiler olmuşlardır.
Siyasi ve ekonomik olarak güçlenmeye başlayan Osmanlı devletinin bu durumlara paralel olarak mimariye verdiği önem ve ayırdığı bütçe artmıştır.Başkent olması itibari ile gerek özel gerekse anıtsal yapılar özellikle İstanbul ve çevresinde gelişme göstermiştir.Bu durum da Osmanlı’nın geniş alana yayılmış coğrafyasındaki ,inşaat alanı aktörlerinin bu alanlara kaydırılmasını beraberinde getirmiştir.Yaşanan bu gelişmeler toplumda ‘mimar’ tanımımın yapılmasını gerektirmiştir. Sistem olarak ise devlete ait büyük yapılarda çalışacak usta ve kalfaların isimleri bir deftere kaydedilmiş ve gerektiğinde bu bilgiler defterde kayıtlı kişilere ulaşılmak için kullanılmıştır.İnşaata çalışacak olanların bu defterlere kayıtlı olması ve aynı zamanda başmimardan ruhsat almış olmaları gerekmektedir.Fakat süreç içinde istenilen zamanlarda,gerekli sayıda eleman bulunamaması nedeni ile konulan bu kurallar göz ardı edilmiştir.Ortaya çıkan bu durum ise bir tutarsızlık ortamının oluşmasına ve karışıklıkların baş göstermesine sebep olmuştur.
İnşaat sektöründe yaşanan bu görev belirsizlikleri ciddi sorunlara yol açmıştır.’Kalfa’ diye tanımlanan kişiler müteahhitlik alanında verdikleri hizmetler ile bu alandaki tüm ihtiyacı giderme bakımından oldukça önemli bir konuma sahip olmuşlardır.Ancak ‘kalfa’ ile ‘mimar’ arasında tanımlanamayan belirsiz sınırlar inşaat sürecinde izlenen yöntemler yada yapıda gözetilen tasarım kaygısı konusunda çelişkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bununla birlikte Osmanlı’da bilinen ilk mimarlık örgütlenmesi ‘Hassa mimarlar ocağıdır’.Daha sonra 18.yy sonlarında kurulan ‘Mühendis ve Mimar Cemiyeti’ örgütlenme alanında kurumsallaşma alanında atılan adımlardan biri olmuştur.Ancak bu kurumsallaşma çalışmalarının beraberinde getirdiği bazı sorunlar gözlenmektedir,şöyle ki; Osmanlı devleti bünyesinde gayri müslim,levanten ve yabancı mimarlar da bulunmakta idi.Kurulan cemiyetin çoğunluğunun Türk asıllı mimarlardan oluşmasının istenmesi gibi bir durumun ortaya çıkması ile birlikte,daha sonra kurulan örgütlenmelerin de yabancı ağırlıklı oluyor olması,aslında birlik olmak üzere kurulması planlanan birimlerin,toplumda daha fazla ayrılmaya ve gruplaşmaya neden olduğu görülmüştür.Bu durum da mimarlık örgütlenmesinde,etnik köken ilişkileri bakımından çıkmaza girildiğinin açık bir göstergesi olmuştur.
Bu süreçte gözlenen diğer bir sorun ise inşaat gelenekleri ve finans-ödeme-ihale noktasında karşılaşılan problemlerdir.18.yy sonları ve 19.yy başlarında yapı finansmanları bina eminleri tarafından,tanzimattan sonra ise tüccar,banker ve sarraflardan sağlanmıştır.Çoğunlukla yolsuzluklar ile sonuçlanan bu yaklaşımlar devletin borçlarının artmasına neden olmuştur.Ayrıca Osmanlı’da ücret ödemede değişik yöntemler kullanılmıştır,genel olarak yapılan iş kadar ödeme gerçekleştirilmiştir ancak bu durum kalfalar tarafından işin uzatılarak maliyetin artması gibi sorunlar ortaya çıkarmıştır.’Götürü usulü’ diye tanımlanan sistemin kullanılamamasının sebebi ise ödenecek bedelin tek seferde ve fazla miktarda hazineden çıkışına engel olmak isteyişin beraberinde,bir inşaatı tamami ile inşa edecek olan müteahhit ünvanlı kişilerin bulunamıyor olmasından kaynaklanmıştır.
Mimarlık tarihi teknolojisine ait ciddi kayıtsızlıklar ve bir inşaatın gerek hazırlık aşamasında gerekse yapılış sürecinde,baştan sona kadar nasıl yapıldığına dair bilgilerin eksikliği ve tanımsızlığı da göz önünde bulundurulacak olursa ,çatışmalar ve dönüşümler gölgesinde bir mimarlık örgütlenmesine sahip olmuş olan Osmanlı devletinde aslında hiç de ideal bir sistem kurgusunun olmadığı açıkça görülmektedir.
Osmanlı Mimarisi Dersi Final Teslim Ödevi
Öncelikle Osmanlı’daki mimarlık örgütlenmesinin ve mimari terimlerin bugün kullanılanlar ile farklı anlamlara geldiğini vurgulamak gerekmektedir.O dönemde ‘mimar’ diye nitelendirilen kişilerin saray içindeki konumları ile dışarıdaki konumları oldukça faklı olmuştur.Saray içinde padişahın insiyatifine bağlı olarak hareket eden,mimarlar o dönemde padişah ve çevresinin istekleri doğrultusunda işini yapan kişiler olmuşlardır.
Siyasi ve ekonomik olarak güçlenmeye başlayan Osmanlı devletinin bu durumlara paralel olarak mimariye verdiği önem ve ayırdığı bütçe artmıştır.Başkent olması itibari ile gerek özel gerekse anıtsal yapılar özellikle İstanbul ve çevresinde gelişme göstermiştir.Bu durum da Osmanlı’nın geniş alana yayılmış coğrafyasındaki ,inşaat alanı aktörlerinin bu alanlara kaydırılmasını beraberinde getirmiştir.Yaşanan bu gelişmeler toplumda ‘mimar’ tanımımın yapılmasını gerektirmiştir. Sistem olarak ise devlete ait büyük yapılarda çalışacak usta ve kalfaların isimleri bir deftere kaydedilmiş ve gerektiğinde bu bilgiler defterde kayıtlı kişilere ulaşılmak için kullanılmıştır.İnşaata çalışacak olanların bu defterlere kayıtlı olması ve aynı zamanda başmimardan ruhsat almış olmaları gerekmektedir.Fakat süreç içinde istenilen zamanlarda,gerekli sayıda eleman bulunamaması nedeni ile konulan bu kurallar göz ardı edilmiştir.Ortaya çıkan bu durum ise bir tutarsızlık ortamının oluşmasına ve karışıklıkların baş göstermesine sebep olmuştur.
İnşaat sektöründe yaşanan bu görev belirsizlikleri ciddi sorunlara yol açmıştır.’Kalfa’ diye tanımlanan kişiler müteahhitlik alanında verdikleri hizmetler ile bu alandaki tüm ihtiyacı giderme bakımından oldukça önemli bir konuma sahip olmuşlardır.Ancak ‘kalfa’ ile ‘mimar’ arasında tanımlanamayan belirsiz sınırlar inşaat sürecinde izlenen yöntemler yada yapıda gözetilen tasarım kaygısı konusunda çelişkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bununla birlikte Osmanlı’da bilinen ilk mimarlık örgütlenmesi ‘Hassa mimarlar ocağıdır’.Daha sonra 18.yy sonlarında kurulan ‘Mühendis ve Mimar Cemiyeti’ örgütlenme alanında kurumsallaşma alanında atılan adımlardan biri olmuştur.Ancak bu kurumsallaşma çalışmalarının beraberinde getirdiği bazı sorunlar gözlenmektedir,şöyle ki; Osmanlı devleti bünyesinde gayri müslim,levanten ve yabancı mimarlar da bulunmakta idi.Kurulan cemiyetin çoğunluğunun Türk asıllı mimarlardan oluşmasının istenmesi gibi bir durumun ortaya çıkması ile birlikte,daha sonra kurulan örgütlenmelerin de yabancı ağırlıklı oluyor olması,aslında birlik olmak üzere kurulması planlanan birimlerin,toplumda daha fazla ayrılmaya ve gruplaşmaya neden olduğu görülmüştür.Bu durum da mimarlık örgütlenmesinde,etnik köken ilişkileri bakımından çıkmaza girildiğinin açık bir göstergesi olmuştur.
Bu süreçte gözlenen diğer bir sorun ise inşaat gelenekleri ve finans-ödeme-ihale noktasında karşılaşılan problemlerdir.18.yy sonları ve 19.yy başlarında yapı finansmanları bina eminleri tarafından,tanzimattan sonra ise tüccar,banker ve sarraflardan sağlanmıştır.Çoğunlukla yolsuzluklar ile sonuçlanan bu yaklaşımlar devletin borçlarının artmasına neden olmuştur.Ayrıca Osmanlı’da ücret ödemede değişik yöntemler kullanılmıştır,genel olarak yapılan iş kadar ödeme gerçekleştirilmiştir ancak bu durum kalfalar tarafından işin uzatılarak maliyetin artması gibi sorunlar ortaya çıkarmıştır.’Götürü usulü’ diye tanımlanan sistemin kullanılamamasının sebebi ise ödenecek bedelin tek seferde ve fazla miktarda hazineden çıkışına engel olmak isteyişin beraberinde,bir inşaatı tamami ile inşa edecek olan müteahhit ünvanlı kişilerin bulunamıyor olmasından kaynaklanmıştır.
Mimarlık tarihi teknolojisine ait ciddi kayıtsızlıklar ve bir inşaatın gerek hazırlık aşamasında gerekse yapılış sürecinde,baştan sona kadar nasıl yapıldığına dair bilgilerin eksikliği ve tanımsızlığı da göz önünde bulundurulacak olursa ,çatışmalar ve dönüşümler gölgesinde bir mimarlık örgütlenmesine sahip olmuş olan Osmanlı devletinde aslında hiç de ideal bir sistem kurgusunun olmadığı açıkça görülmektedir.
Osmanlı Mimarisi Dersi Final Teslim Ödevi
20 Ocak 2012 Cuma
feminist devrimci şarkı,,.)
Ezginin Günlüğü konserinde idik bu akşam,fevkaladenin fevkinde idi,mükemmeldi,ötesiydi,Murat Kurt stand up yaptı resmen fazlaca eğlendirdi,Eylem Atmaca'yı canlı dinlemek ise tarifsizdi,sesi ile olduğu kadar görüntüsü ile de hayran bıraktı kendisine,Nadir Göktürk tüm ağırlığı ile sahneyi doldurdu,,
Gülümse ve sonra tekrar gülümse,,
19 Ocak 2012 Perşembe
Ted mesela,yada Nutella?

Ted mesela? slovakça iltifatlar ettiğim,nadir insan,nasılda gerçek olası duruyor.)gerçek olmalıdıydın,,7.sezon HIMYM harika ötesi dostlar 14 bölüm yayınlandı,15 merakla beklenmekte ted yine teddi,fazla düşünceli,espirili,şapşal ve ideal.)
içinde cinayet,kan vs olmayan nadir dizilerden olduğu için tercihim ondan yana,aslında dexterdan da korkmuyorum da ,alışamadım bi türlü,,,her nese an itibari ile izlediğim son bölüm etkisinden dolayı böyle bi giriş geldi yapıştı tuşlara heralde,,saat 24.00 da çıktım yine bugün okuldan,gecenin o saatinde elinde gazete kağıdına sarılmış tonlarca ağırlıkta bi maketi sürüne sürüne-korka korka.) taşıyan kız bendim evet.)elimi kaplayan yapıştırıcıdan dolayı girişteki parmak okuyucu okumadı yine parmağımı,lanet şey,adamdan saymıyo beni resmen!
cumartesi proje jürim var,bitirme projesinden önceki son final jürim,anlamlı ve stresli geçecek,,
çok çabuk geçti herşey;okulda ilk çıktığım jürimi hatırlıyorumda,okulun en büyük atölyesi,ağzına kadar dolu idi ,herkes,bütün hocalar orda,ben daha 2. sınıf kafasında 'bol tasarımlı' cümleler kurmaya çalışan şapşalın teki! beni ilk konuşup projeyi anlatmaya ikna etmeye çalışan hocama 'hocam midem bulanıo ben çıkamam' dediğimi hatırlıyorum en son,sonra kendimi paftaların önünde buldum.Hocalar önümde, itiraf deiyorum hepsi beni yicek gibi bakıyolardı.ellerindeki plastik bardaklarda içtikleri 'kırmızı sıvı' yı vişne suyu sanmamdan henüz daha ne kadar 'gözü açılmamış anadolu çocuğu' olduğumu siz anlayın artık; şimdi görsem hemen anlıyorum içindekinin ne olduğunu-fazla modernleştim-:)benim için dönüm noktası idi o gün,fazla olumlu tepkiler almıştım hoca:kurduğum cümleler hakkında ümitvar konuşmuştu..bende o gün bu gündür susmadan konuşuyorum.)
bu arada ben hala okulda vizontele izleyip sabahladığımız gece aldığımız nutellayı yiyorum ,bitmek bilmedi hay aksi:),tatlıyla da aram yoktur ztn!!!
Gülümse sonra tekrar gülümse,,
8 Ocak 2012 Pazar
'reçel kavanozu kafe' ye 'çelik yapılar' çalışmaya gelecek olan öğrencilere unlu kurabiye bizden,,


yarın 'çelik yapılar' sınavım var.vizeden sonra hiç girmediğim dersin final sınavına gideceğim bilmiş ve ukala.dersin hocasını yolda göresem tanımam,adını da bilmiorm ztn.marifet diye sölemiorm,zaten marifetlik bi yanı da yok,ama tüm sorun;mimarlık öğrencisine çeliğin tasarımdaki yeri konusunda min bilgi verip,iki levhayı birletirmek için kullanılan perçinin,bulonun çapını hesaplatmaları,bunu da anarşistlik olsun diye sölemiorm ama olmuyo ilgi çekmio,virgüllü sayılar ve çok sayılı işlemler gerçekten adaptesi zor bi durum.sınava girmeden önce bunları yazıorm ama çıkınca başıma neler gelmiş olacak tahmin edemiyorum.ayrıca osmanlı mimarisi ödevini yetiştiremediğim için büte bıraktım (hayatım da ilk kez.) bu da demek oluo ki eve 2 hafta geç gidicem ve -saded e geleyim.)-bu da demek oluo ki 'REÇEL KAVANOZU KAFE' için kısa film çekmeye başlayabilirz.fikri olarak tüm hazırlıklarımız tamam,rölövesini aldığımız Üsküdar kuzguncuktaki köprü manzaralı,boğaza sıfır bi yalı camiisi olan, Üryanizade camii'ni kafe yapmak istiorz,evet kitap kafe.)! zaten kimse namaz kılmaya gelmio,gelenlerde bahçesinde saatlerce oturmak için namaz kılıyo!.),caminin 21 yaşındaki ideaist! imamı da üsküdar da gezio sürekli.)şartlar olgunaştı anlayacağınız;tüm bunlar birleşince kafe yapmak kaçınılmaz oluo.) 'mimarlık yapmaya ne kadar geç başlarsak o kadar iyi olur' teması ile gelişen bi durum bu.'mimarız ama mimarlık yapmıyoruz'(kulağa müthiş hoş geliyo) kafenin adı reçel kavanozu' tanıtım afişleri bile hazır(by hür).kırmızı beyaz piti kareli masa örtüleri,beyaz sandalyeleri,kırmızı 8'li ocağı ve kırmızı kahve çekme makinası,her daim fırından yeni çıkmış kurabiye kokan mutfağı,english home da görüp bayıldığımız muhteşem avizesi ile herşey çok güzel olacak.açılış müziğimiz 'dance me to the end of love' olacak ama sıradan günlerde dibine kadar ahmet kaya çalacak içerde.-entel görünümlü dantel-çok çok eskiler ait dergiler olacak raflarda,eski karikatür dergileri,cafcaf bile olabilir o derece.) boğaza bakan cepheyi cam yapıcaz mesela ,eğilseler suya değecekleri cinsten,insanlar cam kenarında oturmak içn sıra bekleyecekler.) mesai bitip kapıları içerden kitlediğimizde istanbul bize gülümseyecek biz O'na,Murat Yılmazyıldırım çalacak arkadan ,sabaha kadar kitap okuyacağız,,
6 Ocak 2012 Cuma
uzun geceler,,behzat Ç.
http://fizy.com/#s/1ahs2l Hani bi şarkının yalnızca 2 kelimesini duyarsın bi yerlerde kazara,birazda melodisini anımsarsın aslında,hani tekrar duysan kesin hatırlayacağın cinsten.ama kimseye de sormazsın 'o şarkı' neydi diye?kendin bulmak istersin,gurur yaparsın.) saatlerini google da harcarsın.kan ter içinde kalırsın,abak sabuk bi sürü şarkıyı orta yerine kadar dinlemek zorunda kalırsın acaba 'bu mu diye'.linkler seni saçma sapan forumlara götürür,herkes başka bir şarkıdan yakınır'yıllardır arıyorum ama bulamıyorum' şeklinde.işte tüm bunlar bir bir yaşandı bu gece.ama 'süper mario oynarken çıldıran kız' videosundaki eleman gibi çığlık atmak istiyorum;'buldummmm':)İyi geceler olsun efenim,,
2 Ocak 2012 Pazartesi
ezginin günlüğü,martı,,

://fizy.com/#s/1aj9op ..bırak uyusun şu deniz kanatlarımın altında,gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında ,hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda,ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna,,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)